11 Aralık 2015 Cuma
Türk Mitolojisine Giriş
ÜLGEN :
Kayra Kan'dan meydana gelmiş, gökteki 3 önemli ilahtan ilki. Göğün 16. katında altın bir dağ üzerinde yaşar. Bazen ''ülgen'' ismi yerine Kuday sözcüğü kullanılır. Ülgen sözcüğü Kazak ve Kırgız lehçelerinde ''büyük'' ve ''ulu'' anlamına gelir. Buryat şivesinde ''ulu yer'' demektir. Bu nokta çoğu kez Gök Tanrı'nın yerine kullanılan bu sözcüğün belki eskiden ya da bazı Türk topluluklarında Yer Tanrı olabileceğine de işaret eder. Bir iyilik ilahıdır. Gök Tanrı olup olmadığı pek belirgin değildir. Ülgen'e kurban sunulması onun Gök Tanrı olmadığına işaret edebilir. Çünkü başlangıç dönemleri hariç Gök Tanrı'ya kanlı kurban sunulmamıştır.
Göğü, güneşi, ayı o yaratmıştır. Atmosfer olaylarını düzenler, yıldızları idare eder. 7 oğlu vardır. Erkek evlatlarından biri ''Karakuş'' ( Muhtemelen Kartal ). Bu sanat tarihi bakımından önemlidir. Çünkü sanat tarihimizde yırtıcı kuş ( Kartal ) tasvirleri son derece yaygındır. Ülgen'in kızları ilham perileridir.
YAYIK :
İnsanları kötülükten korur ve hayat verir. Ülgen tarafından gönderilmiş. İnsanlarla ülgen arasında elçilik yapar. Yayık rehberlik etmezse şaman göklere çıkamaz. İnsanların arasına gönderilmiştir, onlarla birlikte yaşar, bu nedenle '' Kuday'' adıyla da anılır.
Yayık kaldırma / Saçı töreni İlkbaharda, davarların ve kısrakların sağılan ilk sütüyle bulgurun karıştırılmasından oluşturulan lapanın saçılması. Bunun baharın gelişini kutlama ( Nevruz ) ile ilişkisi olabilir.
SUYLA :
At gözlü kartal da denir. Su, ay ve güneş parçalarından yaratılmıştır. Bu ruh insanın hayatını değerlendirir ve hayatında gerçekleşecek değişiklikleri haber verir.
KARLIK :
Suyla'nın görevine benzer görevi var. İşareti büyük olasılıkla dumandır.
UTKUCI :
Şaman'ın kurbanını baş tanrı Ülgen'e iletir. Ülgen'in elçisi sayılır. Yeryüzüne inmez, şamanı gökte karşılar. Altınkazığa ( Kuzey Yıldızı ) kadar gelebilmiş olan şamana geri dönerken binmesi için bir kaz verilir.
YILDIRIM TANRISI :
Bazı Şamanistler gökteki bütün olayları Ülgen'e bağlar fakat bazı Şamanistler gökle ilgili kimi unsurları da ilah olarak kabul ederler. Yıldırım Tanrısı bu gruptan, Yerdeki kötü ruhları izler, kötü ruhların saklandığı varsayılan ağaçlara ateşini yollar. Böylece üzerine yıldırım düşen ağaçtan bir parça alınıp saklandığı zaman o parçanın bulunduğu yere kötü ruhların ve cinlerin girmemesi sağlanmış olur.
Yıldırım Uygurlarda da kutsaldır. Yıldırım düşerken Uygurlar göğe doğru ok atarlardı. Gök gürlemesi ve Yıldırım Tanrısal ceza ile ilişkilendirilir.
9 Aralık 2015 Çarşamba
Türk İslam Tarihi
1. SORU : ORHUN YAZITLARI, GÖKTÜRK YAZITLARI YA DA KÖKTÜRK YAZITLARI
Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Bu yazıtlar Türk kültürü ve tarihinin en değerli anıtlarıdır. '' Türk '' kelimesi, Türk milletinin adı olarak ilk defa bu bengü taşlarda geçmektedir. Türk edebiyatının, Türk hitabet sanatının, Türk yazı dilinin ilk belgeleridir.
Orhun Yazıtları'ndan Bilge Kağan ve Kültigin yazıtı, Moğolistan'da Orhun ırmağı kıyısında, Tonyukuk yazıtı ise bunlardan yaklaşık 400 km. daha doğuda başkent Ulan Batur'un 60 km. güney-doğusunda bulunmuştur.
Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan'da Orhun Vadisi'nde bulunmuşlardır. Bu yazıtlar II. Göktürk Kağanlığı'na aittir. Yazılış tarihleri MS. 8.yy başlarına dayanmaktadır. Yazıtlardan Kül Tigin Yazıtı 732 yılında, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılında yazılmışlardır. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazıcısı Kül Tigin'in yeğeni Yolluğ Tigin'dir.
Yazıtlar, 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Radlof'un da yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.
Gök-Türkçe, Türklerin kendilerine ait bilinen en eski alfabesidir ve harflerine ''damga'' denir. Orhun Yazıtları, Yenisey Yazıtları, Irk Bitig ve daha pekçok Türkçe yazıtlar bu alfabe ile yazılmıştır. Eski Türkçe damgalar sağdan okunur. Bu alfabenin şimdiye kadar bulunan en eski yazılı örneği, karbon testi ile MÖ. 5.yy tarihlenen ve Kazakistanda Issık Kurgan mezarında bulunan gümüş bir kepçe üzerindeki iki satırlık bir cümledir.
Bilge Kağan Yazıtı - 735 :
Bu yazıt,''ıt yıl onunç ay altı otuzka'' yani '' köpek yılının onuncu ayının yirmialtısında '' ölen hükümdar Bilge Kağan anısına dikilmiştir. Bilge Kağan'ın ölüm tarihi Bazin'in hesaplamalarına göre 25 Kasım 734'tür. Bilge Kağan'ın cenaze töreni yine yazıta göre '' lağzin yıl bişinç ay yiti otuzka '' yani '' domuz yılının beşinci ayının yirmiyedisine '' denk gelen 22 Haziran 735'te yapılmıştır. Bazin, yazıtın batı yüzündeki Çince yazıtın 19 Ağustos 735 tarihinde yazıldığından ve Türkçe yazıtların otuzdört günde tamamlandığından hareketle Bilge Kağan yazıtının 20 Eylül 735 tarihinde dikilmiş olduğunu tespit etmiştir.
Bilge Kağan yazıtı, Bilge Kağan'ın ölümünden bir yıl sonra oğlu Tenri Kağan tarafından 735 yılında yaptırılmıştır. Yazıtta Bilge Kağan ve yeğeni Yolluğ Tigin'in sözleri yer almaktadır. Yüksekliği 3.80 metre olup, yazıları ise toplam 82 dizedir.
Bilge Kağan, atalarının nasıl devlet kurduklarını, tahta geçtiği sırada devletin ne durumda olduğunu, kendisinin ne gibi önemli faaliyetlerde bulunduğunu, bir dereceye kadar milletine hesap verir gibi, zaman zaman gururlu bir anlatımla ortaya koymuştur.
Tanrı lütufkar olduğu için, benim(de) talihim olduğu için, hakan (olarak tahta) oturdum. Tahta oturup yoksul (ve) fakir halkı hep derleyip topladım: Fakir halkı zengin yaptım.
Üstte mavi gök (yüzü) altta (da) yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insan oğulları yaratılmış. İnsan oğullarının üzerine (de) atalarım dedelerim. Bumin Hakan (ve) İştemi Hakan (hükümdar olarak) tahta oturmuş.
Bunca töreyi kazanıp küçük kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat etti. Babam Kağan uçtuğunda küçük kardeşim Kül Tigin yedi yaşında kaldı.
Kül Tigin Yazıtı - 732 :
Kül Tigin yazıtı düşük nitelikli kireç taşı ya da mermerden yapılmış dört yüzlü tek parça büyük bir taştır. Taşın yüksekliği 3.75 metredir. Taşın doğu ve batı yüzleri dipte 1.32 metre, üstte ise 1.22 metre genişliğindedir. Yazıtın kuzey ve güney yüzlerinin eni de 46 ile 44 santimetredir.
Bu yazıt, '' kon yılka yiti yigirmike'' yani '' koyun yılının onyedisine '' denk gelen 27 Şubat 731 tarihinde ölen Kül Tigin'in anısına dikilmiştir. Kül Tigin'in cenaze töreni '' tokuzunç ay yeti otuzka '' yani '' dokuzuncu ayın yirmiyedisine denk gelen 1 Kasım 731'de yapılmıştır. Batı yüzündeki Çince yazıt 1 Ağustos 732 tarihinde, Türkçe yazıtlar ise bundan yirmi gün sonra yani 21 Ağustos 732 tarihinde tamamlanmıştır. Buna göre yazıtın dikiliş tarihi de 21 Ağustos 732'dir.
Yazıtlarda; Türklerin yabancıların siyasetine alet olduğu zamanlarda bozulduğu, devlet kademelerinde bilgili ve ehil olmayan kadronun iş başına getirildiği zaman yönetim düzeneğinin iyi çalışmayıp, ahalide hoşnutsuzluk görüldüğü, yabancı kültürün Türk birliğini zedeleyip, kişiliğini kaybettirdiği, konuşma sanatına uygun bir anlatımla verilmiştir. Türk milletinin en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkıp, ülkeyi kurtarıp, devleti yeniden kurup, güçlendirdiği anlatılan abidelerde; devlet deneyimi yanında Türklük, bağımsızlık fikrine yer verilmiştir. Ayrıca bu yazıtlar, kağanların ulusa hesap vermesidir.
Göktürk Anıtları'nda '' Türük '' imlasına rastlanmıştır. Türük, türemek fiilinden ''türemiş, var olmuş'' gibi görünüyor ise de Uygur çağında güç, kuvvet, kudret anlamındadır. Türk'ün '' töreli, nizamlı, düzenli '' karşılığı olduğu da ileri sürülmektedir. Kaşgarlı Mahmud'un yaşadığı dönemde (XI.yy) Türk, '' olgunluk, kemal demektir.
Tonyukuk Yazıtı - 720-25 :
Tonyukuk, Bilge Kağan'ın babası İlteriş Kağan'ın, amcası Kapgan Kağan'ın ve Bilge Kağan'ın baş veziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Tonyukuk yazıtlarda, Göktürk (Köktürk)lerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğunu, kurtuluş savaşını nasıl yaptıklarını, kendisinin neler yaptığını anlatır.
Tonyukuk anıtı iki dikilitaş halindedir. İkisi de dört cephelidir. Tonyukuk anıtının birinci taşında 35, ikinci taşında 27 satır yazı vardır. Bilge Tonyukuk Bengü Taşları, 2.25 m. ve 1.70 m. yüksekliğinde iki taş olup, üzerindeki yazıları toplam 62 dizedir.
2. SORU : UYGUR SANATINDA RESİM
Uygur sanatının başlangıç devresinin en önemli aşamasını Budist Gondhara sanatı ile Çin üslubunun kaynaşarak yepyeni bir akımın meydana gelmesi teşkil eder.
Ayrıca bu sanatlara ilave olarak Part, Sasani, Bizans, Greko-Budist gibi sanatları da başlangıç evresinde Uygur resim sanatını etkileyen akım ve üsluplar arasında göstermek gerekir. Gerçekte eklektik derlemelerden ibaret, bir çok sanatın karışımından meydana gelen erken dönem Orta Asya resim sanatı, bu etkilerin yanı sıra başka etkileri de bünyesinde taşır.
Böylesine yoğun bir etkileşimin nedeni; kervan yolu, ipek yolu, siyasi gelişmeler ve küçük toplulukların kısa sürede geniş bir alanı hakimiyetleri altına almaları gibi gerekçelere bağlanabilir. Erken dönemde bu sanatların etkisinde gelişimini sürdüren Uygur resim sanatı dokuzuncu yüzyıldan itibaren kendine özgü bir üslup, biçim ve forma kavuşur.
Uygurların sosyokültürel yapılarında ve ortaya koymuş oldukları sanat eserlerinde temsil ettikleri dinlerin çok büyük bir rolü vardır. Çünkü sanat eserlerinin ve plastik sanatlarının büyük bir çoğunluğu dini konulara bağlı olarak ele alınmıştır. Çeşitli dinler bu topluluk içinde yaşama şansı bulmuş, kimisi uzun süreli olarak büyük bir kitleyi etkileyebilmiş, kimi resmi devlet dini olarak kabul görmüş, kimisi de kısa sürede etkisini kaybetmiştir.
Gök Tanrı inancı Türk toplumları gibi Uygurların da milli inanç ve kültürüdür. Bu inancın dışında Uygurlara uzun süreli etki eden dinler arasında Maniheizm, Budizm, Nesturizm vb. çeşitli inançlar sayılabilir. Uygurların Budizm ile bağlantıları 7.yy dan itibaren başlamış. Maniheizmin devlet dini olarak kabul edilmesi ise 762 yılına doğru gerçekleşmiştir. Bu nedenledir ki Eski Türk resim sanatı Budizm ve Maniheizm olmak bu iki dini inanç çerçevesi içerisindeki eserleri ihtiva eder.
Dolayısıyla eski Türk resminin gerçek temsilcileri ise sanata çok yakın olan Uygur Türkleridir. Eski Uygur şehir harabelerinde bulunan 8. ve 9. yy.lardan kalma Budizm ve Maniheizm ağırlıklı duvar resimleri ile çeşitli minyatürler Türk resim sanatının bugüne kadar bilinen en eski örnekleridir.
Uygur resim sanatının günümüze gelebilen ve aynı zamanda Türk resim sanatının da bilinen ilk örnekleri olan bu eserler, 856 - 1368 tarihleri arasında hüküm sürdükleri, günümüzde Doğu Türkistan diye bilinen Tarım bölgesindeki Hoço, (idikut) Turfan, Toyuk, Yarhoto, Murtuk, Bezeklik, Sorçuk, Kuça, Kumtura vb şehirlerin mimari yapılarını süslemektedir. 840 yılında Kırgızlar tarafından yıkılan Karabalgasun bölgesindeki dönemlerinden ise günümüze hiçbir şey kalmamıştır.
Bu mevcut duvar resimleri büyük bir çoğunlukla dini konulu olup zaman zaman günlük hayatı, sosyal konuları, av sahnelerini veya resmini yaptırmak isteyen insanların portre özelliği taşıyan resimlerinden oluşur. Budizm ve Maniheizmin Uygur resim sanatının gelişmesindeki büyük rolü nedeniyle, fresk tekniğindeki bu duvar resimlerinde çoğunlukla dini konulara yer verilmiştir. Bu dönemde Uygurların büyük bir çoğunluğunun Budist oluşu da gerek mimari de gerekse resim sanatında bu inancın özelliklerini fazlasıyla yansıtır. Maniheist etkiler ise kendini daha çok minyatür, el yazması ve çeşitli metinlerde gösterir. Bu fresklerde rahipler, vakıfçılar, Buda ve Buda'ya dua sahnesi gibi dini konular işlenmiştir. Bunların dışında az da olsa prensler, prensesler, asiller, müzisyenler, av ve manzara sahneleri gibi sosyal konular işlenmiştir. İnsan figürlü kompozisyonlar bir sıralama halinde ve bir simetrik düzen içerisinde ele alınmışlardır. Renk olarak, genellikle koyu mavi ve kırmızının çok olduğu parlak renkler kullanılmıştır.
28 Kasım 2015 Cumartesi
İkonografi ( Özet )
Alfa ve Omega : Yunan alfabesinin ilk ve son harfleri olan Alfa ve Omega Hıristiyanlıkta Tanrıyı nitelemektedirler. Tanrı sonsuzluktan gelip sonsuzluğa gidecek olan ezeli ve ebedi olandır. Vahiy 21:6'da,'' Alfa ve Omega, başlangıç ve son Ben'im''
Anastasis : Yunanca diriliş anlamına gelen anastasis, Ortodoks kilisesinde İsa'nın cehenneme inişini ve oradaki inançlıları kurtarmasını betimleyen ikonalara verilen isimdir.
Eucharistia : Şükretmek demektir. İsa'nın ölmeden önce şakirtleriyle paylaştığı son akşam yemeğini anma ve yenileme ayinidir. Bu yemek sırasında İsa, şakirtlerine kendi vücudu ve kendi kanı olarak ekmek ve şarap verdi.
İkon, ikona : Ortodoks kiliselerinde, Hıristiyan inanç ve töresine uygun kutsal kişi ve olayları konu alan ( Örn. renkli İsa, Meryem ve Aziz tasvirleri gibi ) tasvirlere verilen ad. İkonalar ilkin Bizanslılarca yapılmış, İstanbul'dan Doğu'ya ve Batı'ya yayılmıştır. Bulundukları mekan kutsallık katan ikonalar genellikle taşınabilir ahşap malzemeden yapılır ve hiyerarşik bir şekilde düzenlenir.
İkonografi : Dinsel içerikli sanat yapıtlarında betimlenen dinsel olay ya da kişiyle ilgili tipleşmiş, hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenleri veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin.
İkonostasis : Bizans kiliselerinde ana nefi apsid kesiminden ayıran ikonlarla bezeli bölme duvarı. Mekanı tümüyle bölmez; yerden ancak 2-3 metre kadar yükselir.
İyi Çoban İsa : Hıristiyan tanrıbilimine göre İsa, sürüsüne yol gösteren, sürüsünü koruyan İyi Çobandır. Buradaki sembolizme göre İsa tanrıya, sürüdeki koyunlar ise insanlara karşılık gelir.
Pantokrator : Yunanca her şeye gücü yeten - evrenin hakimi gibi anlamlara gelir. Ortodoks kiliselerinde İsa'nın yüceliğini ifade eder. Sağ eliyle takdis yapan İsa, sol elinde üzerinde haç tasviri bulunan İncil tutmaktadır. Takdi, Üçlü Birliği anlatmaktadır. Pantokrator İsa betimlemelerinde mekan göksel evrendir. Bunun dışında bazı Pantokrator İsa ikonları da '' taht üzerindeki İsa '' olarak karşımıza çıkar. Ayaklarının altında bulut, çevresinde melekler, elinde bir asa tutan İsa burada da evrenin hakimidir. Bu tür betimlemelerde elinde tuttuğu İncil genellikle açık ve içindeki kutsal yazılardan bir örnekle gösterilir.
Pieta : Batı sanatında Meryem'i İsa'nın ölüsünü kucağında tutar halde betimleyen ikonografik sahne.
Redemptio : Tanrının İsa'yı ölümden hayata geçirmesi, kurtarışını sahneleyen ikonlara verilen ad.
Rölik : Hıristiyanlıkta İsa, aziz ve azizelerle ilişkili ya da onlardan kalan kutsal eşya veya parçalar.
Röliker : Röliklerin korunması için yapılmış özel kutu.
Theotokos : İsa, Meryem'in bakir rahmine Tanrı gücü ile düştü. Hıristiyanlar o andan itibaren Tanrı'nın ezeli mesajının Meryem'in rahminde vücut bulduğuna inanırlar. Theotokos ( Tanrı Anası ), genellikle Ortodoks ikonografisinde Meryem'in kucağında duran İsa betimlemeleri için kullanılır.
İkona Mucizeleri :
Yunanca a-cheiro-poietos, insan eliyle yapılmamış. Eski kilise menkıbelerinin sözünü ettiği ilk ikona örneğinde olduğu gibi insan eli değmeden oluşan imgeleri ifade etmek amacıyla kullanılır.
Mandylion : Yunanca sözlük anlamıyla kumaş parçası ya da kumaş üzerine yapılan imge anlamına gelir, mandilion : mendil mucizesi.
Veronika : Latince vera ikona, hakiki ikona. İsa'nın çarmıha gerilmeye götürülürken Via Dolorosa'da terini sildiği ve yüzünün süretinin çıktığı mendil ve ona öykünen, mucize yaratmaya kadir, insan eli değmeden oluşan imgeler.
Kefen : İsa öldükten sonra bir kefene sarılır. Daha sonra mezarına giden kadınlar kefeni bulurlar ve İsa'nın yaralarından sızan kandan İsa'nın görüntüsünün oluştuğunu görürler.
İsa'nın Simgeleri :
Balık :
Balığın en sık rastlanılan kullanımı İsa'nın simgeliği olmuştur. Bunun nedeni Yunan alfabesiyle yazılan balık sözcüğünün baş harfleridir. “İsa, Tanrının oğlu, koruyucumuz” anlamına gelmektedir. Bu anlamda balık simgesi özellikle ilk devir Hristiyan sanatı ve edebiyatında kendini gösterir.
Balık aynı zamanda vaftiz olayının da simgesi olarak kullanılır. Burada balık su
olmadan nasıl yaşayamazsa, gerçek Hristiyan da vaftiz suyunu tanımadan yaşayamaz
düşüncesi vardır.
Kuzu :
Kuzu İsa'nın bir simgesi
olarak Hristiyan sanatının tüm çağlarında en sevilen ve en sık
kullanılan
birkaç simgeden biridir. İncilin birçok bölümünde kuzu ile ilgili içerikler
bulunur.
Rönesans boyunca kuzu
sık sık "kutsal aile" kompozisyonlarında çocuk Yuhanna ile
birlikte
resmedilmiştir. Burada kuzu Yuhanna'nın İsa'nın öncüsü olarak görevine ve onun
İsa'yı vaftizi
sırasında tanrının kuzusu olarak kabul edişine işaret eder. Bu konu genellikle
Yuhanna'nın sol elinde tuttuğu bir
kuzuyu gösterir şekilde betimlenir.
Kuzu İsa'nın gelini
olduğunu ve evlenmeyi reddettiği için şehit edilen St. Agnes'e işaret
olarak
verilmiştir. Aynı zamanda suyu bulduğu noktaya kadar bir kuzu tarafından yol
gösterilen St. Clament'in de işareti bir kuzudur.
Koç :
Koç, sürünün önderi olduğundan bazen İsa'nın simgesi olarak kullanılır. Yine aynı
Koç :
Koç, sürünün önderi olduğundan bazen İsa'nın simgesi olarak kullanılır. Yine aynı
şekilde kurtla savaşıp onu yendiği için, İblis ile savaşarak utkuya ulaşan İsa'ya benzetilir.
Tanrı’nın İbrahimoğlu İsmail'in yerine kurban edilsin diyerek dikenli ve çalılık bir yere
indirdiği bu hayvan aynı zamanda dikenlerden örülü bir taç giyen ve insanlık için kurban
edilen İsa'yı temsil eder. Genellikle koç gücün simgesi olarak kullanılmıştır.
Güneş :
Güneş İsa'nın simgesidir. Bu simgeleştirme incildeki: "Fakat size isminden korkanlara
doğruluğun güneşi kanatlarında şifa olarak doğacak." sözünden almıştır.
İsa'nın çarmıha gerilme sahnelerinde güneş ve ay tüm yaratılanların İsa’nın ölümünden
duydukları kederi anlatmak için gösterilir. St. Thomas Aguinus'da bazen göğsünde bir
güneşle resmedilir.
Işık :
Işık İsa'nın simgesidir.
Bu simgeleştirme İncil'den kaynak bulur. "Bundan sonra İsa, yine
onlara
söyleyerek dedi ki; ben dünyanın nuruyum, benim ardımdan gelen karanlıkta
yürümez ve kendisinde yaşam ışığı olur."
Musevi İnancı :
Musevi ikonografisinde en önemli eser Eski Ahit’tir.Melekler burada çok önemlidir.
Tanrı’nın emrinde olan fakat insanlarla kıyaslanamayacak boyutta güçleri olan
varlıklardır. Dualarda ve Dinsel Şiirlerde Meleklere bolca rastlarız ancak Musevi
inancında Tasvir Sanata yasak olduğu için bu inançtaki Meleklerin tasvirlerini Hıristiyan
Tasvirlerindeki Eski Ahit Sahnelerinde görürüz. Musevi inancında en önemli melekler
Serafim ve Kerubim’dir. Daha sonra Baş Melekler gelir. En önemli Baş Melekler Mikael,
Gabriel, Uriel, Razıel, Raphael, Sandolfon, Metatron. Bu Melekler dışında birde Düşmüş
Melekler (Satan) vardır.
İslam İnancı :
İslam İnancında Melek; haberci, elçi, güç ve kuvvet anlamına gelen Nurani ve Ruhani
varlıklardır. Onlarla ilgili tek bilgiyi Vahiy, Ayet ve Hadislerden öğreniyoruz. İslam
İnancındaki en önemli Melekler Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil’dir. Bunun dışında çeşitli
görevlerine göre ayrılan meleklerde vardır.
Melekler Hıristiyan inancında ve tasvir sanatında birdenbire oluşmamış daha önceki
dönemde görülen kanatlı varlıklarla ilişki kurularak temellendirilmeye çalışılmıştır.
Melekler; Tanrı ile insan arasındaki iletişimi sağlayan bağdır. Göklerin kutsal varlığı olarak
kabul edilirler.
Melekler sakallı veya sakalsız, erkek gibi dünyevi bir görünüşte tasvir edilmişlerdir.
Kanatları uçuşlarını simgeler aynı zamanda Tanrı’nın ulaşılmazlığının da simgesidir.
Mikhael çok güçlü ve büyük bir Başmelektir. Genelde dalgalı saçlarla tasvir edilir.
Mikhael’in Gabriel’den daha üstün olduğu kabul edilir. Mikael bir hareketle uçarken,
Gabriel’in iki hareketi vardır. Ancak Gabriel uçarken cenneti’de idare eder.
Kutsal Ekmek Mühürleri :
Bizans Sanatında Melek Tasvirleri :
Doğu
Uygarlıklarında
Kanatlı Varlıklar koruyuculuk görevi üstlenmişlerdir.Ayrıca kötü
kuvvetlere
karşı iyiliğin sembolü olarak da kabul edilirler.Özellikle Mezopotamya
Uygarlığında gözle görülmeyen gerçekler hayvan figürleri ile stilize edilerek
dine hizmet
etmişlerdir. Böylece gerçek varlıklar gerçeküstü varlıklara
bürünerek koruyuculuklarını
sağlarlar.
Çok Tanrılı Dinlerde Kanatlı Varlıklar :
Melekler Bizans Tasvir Sanatında birdenbire oluşmamış daha önceki dönemde görülen
kanatlı varlıklarla ilişki kurularak verilmeye çalışılmıştır. Çok
Tanrılı dinlerde Yunan ve
Roma Mitolojilerinde ve Doğu Uygarlıklarında Kanatlı
Varlıklar görülmüştür. Bizans
Tasvir Sanatı da Melekleri anlatırken bu Kanatlı
varlıklar üzerinde temellenmiştir.
Batı Uygarlıkları
: Yunan ve Roma Mitolojisi
üzerine temellenmiştir. Burada özellikle
orman ve su perileri ve diğer kanatlı
varlıklar görülür. Batı Uygarlıklarında özellikle
Roma kültüründe soyut
kavramların kişileştirilmesi yaygındır. Bizans sanatında da bunu
görebiliriz.
Buradaki başlıca kanatlı varlıklar
Örnek :Psykhe, Nike, Thyke, Eros, Hermes vs.
Tek Tanrılı Dinlerde Melek İnancı :Musevi İnancı :
Musevi ikonografisinde en önemli eser Eski Ahit’tir.Melekler burada çok önemlidir.
Tanrı’nın emrinde olan fakat insanlarla kıyaslanamayacak boyutta güçleri olan
varlıklardır. Dualarda ve Dinsel Şiirlerde Meleklere bolca rastlarız ancak Musevi
inancında Tasvir Sanata yasak olduğu için bu inançtaki Meleklerin tasvirlerini Hıristiyan
Tasvirlerindeki Eski Ahit Sahnelerinde görürüz. Musevi inancında en önemli melekler
Serafim ve Kerubim’dir. Daha sonra Baş Melekler gelir. En önemli Baş Melekler Mikael,
Gabriel, Uriel, Razıel, Raphael, Sandolfon, Metatron. Bu Melekler dışında birde Düşmüş
Melekler (Satan) vardır.
İslam İnancı :
İslam İnancında Melek; haberci, elçi, güç ve kuvvet anlamına gelen Nurani ve Ruhani
varlıklardır. Onlarla ilgili tek bilgiyi Vahiy, Ayet ve Hadislerden öğreniyoruz. İslam
İnancındaki en önemli Melekler Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil’dir. Bunun dışında çeşitli
görevlerine göre ayrılan meleklerde vardır.
Melekler Hıristiyan inancında ve tasvir sanatında birdenbire oluşmamış daha önceki
dönemde görülen kanatlı varlıklarla ilişki kurularak temellendirilmeye çalışılmıştır.
Melekler; Tanrı ile insan arasındaki iletişimi sağlayan bağdır. Göklerin kutsal varlığı olarak
kabul edilirler.
Melekler sakallı veya sakalsız, erkek gibi dünyevi bir görünüşte tasvir edilmişlerdir.
Kanatları uçuşlarını simgeler aynı zamanda Tanrı’nın ulaşılmazlığının da simgesidir.
Mikhael çok güçlü ve büyük bir Başmelektir. Genelde dalgalı saçlarla tasvir edilir.
Mikhael’in Gabriel’den daha üstün olduğu kabul edilir. Mikael bir hareketle uçarken,
Gabriel’in iki hareketi vardır. Ancak Gabriel uçarken cenneti’de idare eder.
Kutsal Ekmek Mühürleri :
İnsanın temel gıdası olan ekmek ve ekmeğin yapıldığı buğday, çok
tanrılı ve tek tanrılı
dinlerde kutsal
kabul edilmesine rağmen Musevi ve Hıristiyan inançta diğerlerinden daha
fazla
dinsel anlamlar yüklenmiştir.
Hıristiyanlıkta ekmeğin
bizzat İsa’nın kendisi olduğu (Yuhanna 6:48, 6:51, 6:53-58) ve
insallık uğruna feda ettiği bedenini (Luka 22:19, Korintliler 10:11) simgelediği
İncil’de bir
çok kez belirtilmiştir.
Kilisede düzenli aralıklarla yapılan, şükran anlamına gelen kutsanmış
ekmek ve
şarabın inançlılara dağıtıldığı ökaristi (eukharistia) litürjisi, tüm Hıristiyan
mezheplerinde vardır. Ökaristi, İsa’nın bedeni ve kanı
olduğuna inanılan ekmek ve şarabın
kutsandığı ayindir. Ökaristi adının yanı sıra litürji, kutsal litürji, kutsal komünyon, mass
ve Rab’bin sofrası adlarıyla da
anılmıştır. Pavlus’a göre ökaristi Hıristiyanları hem
İsa’nın
ölümünde ve yücelmesinde birleştirmekte, hem de inançlıları Mesih ile
tek beden haline
getirmektedir. Bizans’ta özellikle pazar, cumartesi ve yortu
günlerinde ökaristi
düzenlenmiş olup günlük ökaristi ayini yapılması bir
geleneğe dönüşmemiştir.
Ökaristinin Roma inancındaki bazı
ritüellerle birleşmiş olması mümkün
olmakla birlikte
Musevilerin Fısıh (Pesah-Passover) bayramından
kaynaklandığı görüşü hakimdir. İlk
yüzyılda aralarında İsa ve havarileri de olmak üzere Hıristiyanlar, Fısıhı kutladılar.
İkinci yüzyıl başlarında
ise Fısıh’ın yerini şükran töreni
(ökaristi litürjisi) aldı.
Son Akşam Yemeği’nde belirtiği üzere ekmek İsa’nın kendisidir. Bundan ötürü ekmeğin
üzerine basılan dörtgen, yuvarlak, oval veya haç biçimli mührün baskı yüzeyinde
onunla ilgili semboller ve yazıtlara yer verilmiştir. Ekmek mühürleri üzerinde
haç tasviri en sık görülen semboldür. Haç kolları arasında çoğunlukla İsa’nın
zaferini simgeleyen
“IC XC NI KA” monogramı, Tanrı’nın başlangıç ve
son olduğuna işaret eden A ve
O (alfa ve omega) harfleri, değişik haç
kompozisyonları, kuş ve balık gibi simgesel hayvan figürleri, yıldız ve çiçek
tasvirleriyle yazıtlar kazıma ve oyma olarak işlenmiştir. Haç tasvirli örnekler
genellikle Erken Bizans ve İkonoklazma dönemlerine tarihlendirilmekle birlikte günümüze kadar haç şeklinin taşıdığı önemden
dolayı tören ekmeklerinin
mühürlenmesinde tercih edildiği göze çarpmaktadır.
Orta Bizans dönemi ekmek mühürlerinde ise tüm baskı yüzeyi yatay ve
dikey kazıma çizgilerle dama tahtası şeklinde karelere bölünmüştür. Belirlenmiş olan kare alanlara küçük haçlar
ya da karşılıklı gelecek şekilde üçgenler oyularak küçük çukurlar
oluşturulmuştur. Bu tipte bezemeye sahip
kompozisyonların bazılarında, ortada bir haç tasviri vardır.
Diğerlerinde ise baskı yüzeyinin tümü sonsuza giden birbirine paralel çizgiler
içine yerleştirilmiş karşılıklı üçgen desenleriyle doldurulmuştur. Bölümlenmiş
desene sahip ekmekler ökaristi törenlerinde daha kolay
bir biçimde ekmeğin bölünerek paylaştırılmasını sağlamış olmalıdır.
Ökaristik ekmek mühürlerinde
görülen yazıtlarda; “Tanrı kutsasın;
Tanrının meyveleri; Tanrının armağanı; Tek Tanrı; Tanrı bizim günlük ekmeğimiz;
Sağlık, hayat, neşe; Kutsal tanrı, kutsal
ölümsüz; kutsal kudretli; ‘Al ye bu
sizin için verdiğim bedenim’; verdiğin her şey için teşekkürler...” gibi
ifadeler bulunmaktadır.
27 Kasım 2015 Cuma
İkonografi
R o t a s : Tekerleri
O p e r a : dikkatle
T e n e t : tutuyor
A r e p o: Arepo
S a t o r : ekici
Yukarıda ki bilmece ( Ekici Arepo tekerleri dikkatle tutuyor ) Eski Roma imparatorluğunun her yerinde duvarlara çizilmiş olarak bulunmuştur.
A
P
A
T
E
R
APATERNOSTERO
O
S
T
E
R
O
Bu bilmecenin harfleri ise, Rabbin duası'nın ( Matta 6:9-12, '' Şimdi siz şöyle dua edin: Ey göklerde olan babamız, ismin mukaddes olsun. )
Başlangıcında kullanılan latince PATER, NOSTER ( yani babamız ) sözünün karışık şeklini ve Grek alfabesinin başlangıç ''A'' ve son harflerini ''O'' kapsıyor.
Hristiyanlık inancında kullanılan ikonların birinci amacı öğreticilik fakat zaman içinde mekanlar ve yapılan resimler kutsallaştırılmıştır. Roma da alt sınıf itibar ediyor. Pagan inancı hakim olan Roma da Hristiyanlık 2.yy da çok hızlı bir gelişme gösteriyor. Roma önlem almaya çalışıyor. Hristiyanlar dinden vazgeçmeleri için zorlanıyor. Bu esnada yeraltı mezarlarında Katakomplarda ikonlarla hristiyanlık yaygınlaşıyor. Mezar odalarının duvarlarını sembollerle süsleyen İncil de ve Eski Ahit den alınan bu semboller, seçilen temel konular günümüze kadar gördüğümüz sahneleri içeriyor.
Örnek :Veda yemeği ilk 7 kişilik resmediliyor.
İsa; Musa, Süleyman, İbrahim, peygamberlere atalarım diyor. Kendi öğretilerini yaymaya başlıyor. Yahudilerin yapmış olduğu şikayet üzerine Roma Valisi Platüs İsa'yı tutukluyor. Yahudanın Romalılarla yaptığı anlaşma üzerine topluluk içinde İsa'yı öpünce, İsa yakalanıyor. İsa ilk önce kamçılanıyor sonra çarmıha gerilme cezası veriliyor. Gün sonunda mızraklanıyor. Cuma günü mağara mezar odasına gömülür. Annesi pazar günü geliyor ve kefenin boş olduğunu görüyor.
Erken dönemlerde sembollerden birisi haç, geç dönemde ise Meryem'in hayatı, İsa'nın hayatı, Mucizeler, Havariler, Melekler sembolik resimler var.
Yunan Haçı : En eski haçlardan birisi olan bu haçın, Haç kolları eşit
Latin Haçı : Hristiyanlıkta en çok kullanılan bu haç, dikey kısmı daha uzun
Hristiyanlık'ta yaygın olarak kullanılan semboller :
Alfa Omega : Yunan alfabesinin ilk ve son harfi olup İsa da '' İlk ve Son '' olarak nitelendirildiği için Mesih'i sembolize eden önemli bir işarettir.
Balık : İlk dönem Hristiyanlığında İsa'yı sembolize eden en önemli motiflerden biri olarak görülmüştür. Yunanca'da, Kurtarıcı Tanrının Oğlu İsa Mesih cümlesinin ilk harfleri, yine yunanca da balık demek olan ICHTHYS ismini teşkil etmektedir.
Roma imparatorluğu Constantin hristiyanlığı serbest bırakıyor. Constantinin annesi Helena İsa'nın çarmıha gerildiği tepede kazı yaptırıyor. Haç parçalarını bulup İstanbul da Çemberlitaş sütunun altında bir odaya bırakılıyor. Bunun sebebi bulundukları yeri koruduğuna inanılmasıdır. Helen aziz ve azize ilan ediliyor.
Orta Bizans 10.yy kiliselerinin resim programları İsa Tanrı ile birleşiyor.
Petrus ve Pavlus iki önemli havarisi. Pavlus yahudi kökenli İsa'yı öldürmek için yola çıkıyor. Sonra İsa'yı takip ediyor. Resmedilirken İsa'nın sol tarafında görülür. ( Ortodoks ) Yahudilikten Hristiyanlığa geçişi temsil ediyor. Sağında Petrus, pagandan Hristiyanlığa geçişi temsil ediyor. ( Katolik )
Bizansta resmin kutsallaşması 8.yy resme tapınılması yasaklanıyor. Bizansta 100 yıl sürer. Ortodoks dünyasında kiliselerdeki resimler yakılır.
Kötü ruhları kaçırmak için 2.yy da bebeğin başına sallanan bir haç bağlanır. Giriş kapılarına haç bağlanır.
Constantinin rüyasında gördüğü haç mücevherli haç ( bununla yeniceksin )
Roma Katakompları :
Erken Hristiyanlık sanatının en özgün ve en önemli örneklerini barındıran Roma Katakompları, yerin altında bulunan kilometrelerce uzanan mezar galerilerinden oluşmaktadır.
Hristiyanlık öncesi dönemlerde de kullanıldıkları bilinmekle beraber özellikle 2. ve 3. yy da Hristiyanlığın yasak olduğu dönemlerde, Hristiyanların gömü ve elbette dini toplantılarına ev sahipliği yapmıştır.
Bu gömü odalarının her biri duvar resimleriyle süslü değildir. Ancak duvar resimlerinin uygulandığı örneklerde, Erken Hristiyanlık dönemine ait semboller, eski ve yeni ahit sahneleri son derece geniş bir dil kullanılarak, resmimlenmiştir.
Örnek : ''Fossares'' kazıcılar, Priscilla Katakomp
Örnek : ''Valeria Dormit in Peace'' Huzur içinde uyu, St. Agnese
Örnek : Domitillo Katakomp
Örnek : St. Macellius, St. Peter Katakomp, St. Callixtus Katakomp
Örnek : Müneccim Krallar Ziyaret, 3.yy, Priscilla Katakomp
Örnek : Via Latino Katakompu Mezar nişi tavan freskoları, 4.yy
Örnek : Lazarus'un Dirilişi, 4.yy
Tavuskuşu : Ölümsüzlük tanrısı, herşeyi gördüğü, eti en geç çürüyen olduğu için ölümsüzlük
Zafer Tanrıçası, Nike ile Eros Tanrıçası
Örnek : Dua duruşu, İsanın çoban olarak tasvir edilmesi.
Örnek : İyi çoban İsa tasviri, Yuhanna
Örnek : Tavus Kuşu, Dua, Meryem Çocuk İsa
Örnek : IXTHYS ( ichtus ) ''BALIK'' Tanrı Oğul Kurtarıcı İsa, St. Callixtus Katakomp
Örnek : Meryem ve Çocuk İsa, Anne çocuk İsa'yı işaret ediyor. ( Tanrı, Şevkat )
Örnek : St. Marcellius tavan resimleri, Yunus peygmaberin denize atılışı, Adem ve Havva ''Cennetten kovuluş'', Nuh peygamber
Örnek : St. Cecilia mezar odası
Örnek : İsa'nın vaftiz sahnesi
Örnek : Grusepp Giorgetti, St. Sebestian
Örnek : Kumru, Serçe ( Hristiyanlık ruhunu sembolize eder. Üzüm İsa'nın kanını sembolize eder. ) St. Agnese
Kaynakça :www.catacombe.roma.it.newadvent.org/cathen
www.campus.belmont.edu/honors/catacombs/htm
Örnek : Roma, San. Cosma_Damian Kilisesi : apsis
Örnek : Ostia Porta Marina'daki İsa tasviri, 4.yy
Theotokos : Tanrı Anası
Hodegetria : Yol gösteren, ( Tanrısal yönü vurguluyor )
Elevsia : Şevkat, ( İnsan yanı vurgulanıyor )
Kyriotissa :
Panaghia :
Blakhernetissa :
Maria Regina :
Emmanuel İsa : 14 yaşına kada alnı açık
Logos : Söz, ( Kainatın yaratılışından beri var )
Orans : Göğsünü kapsayan hale içinde de İsa eller açık, doğmamış İsa
Çoban İsa :
Pantocrator : 50-60 yaşlarında tasvir ediliyor.
Mitras / Mitra :
İsis - Horus : Anne ve İsa tasviri
Konsil : Toplantı
Ortodoks dünyada Meryem hem Tanrının annesi hem de İsa'nın annesi
Koimesis : Meryemin uykusu, Kliselerde çıkış kapısının üstünde resmedilir.
IX XC : Ichtus, Christos
MP QL : Metor Ther
A W : Alfa Omega, Sonsuzluk
Nicopea ( 10.yy ) zafer veren orteos mitolojik karakter---Çoban İsa
İsa---Anka Kuşu--- Yunan Mitolojisi---Sağlık Tanrısı
Hermes gibi omuzlarında kuzu taşıyan İsa
Roma da güneş tanrısı gibi 4 atı çeken İsa doğudan batıya gün boyunca seyahat ediyor. Güneş Tanrısı gibi başından ışıklar çıkıyor.
Dionisos gibi İsa'nın akan kanları şarap, asma ve üzüm ile temsil ediliyor.
İsa'nın mucizeleri arasında ekmekleri çoğaltması ekmek ve şarap kurban töreni olarak her pazar bir ekmek parçalanıyor şaraba batırılarak gelenlere veriliyor. Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise kanını temsil ediyor.
İsa'nın gökyüzünde İlyas ve Musa peygamberlerle buluşması.
İsa'nın keçi ve koyunları ayırması.
Ölünün dirilmesi sahnesi.
Körlerin iyileştirilmesi.
Mahşer yargılama günü.
Emanuel İsa
Bizans döneminde kadının en büyük yönü Anne olmak.
Müjde sahneleri.
Ioannes Pradromos :
Esseni Tarikatı : Tanrıyı doğada arıyorlar.
Vaftizci Yahya Hristiyanlıkta 5. büyük melek ilan edilecek. Pelendri Kutsal Haç Kilisesi, Visitation
İsa annesini Ioannes Evangelist'e emanet ediyor. Meryem efese gidiyor. Kübele--- Artemis--- Meryem---Yahya---Haç Merkezi
İstanbul da pege / pigi ( Kutsal su çıkan ) Pigi deki kilise kutsal su kaynağı, meryeme adanmış.
Meryem İsa'dan af diliyor insanlık adına.
Meryem'in ölümü, Koimesis
Blakherniotissa Meryem :
Azize Anna, Meryem
Güneş : Güneş İsa'nın simgesidir.
Işık : Işık İsa'nın simgesidir.
Pantakrator İsa Tasviri : Herşeyin yaratıcısı
El değmeden oluşmuş ikonalar : (Önemli)
1. İsa'nın yüzünü kurulayıp Edessa Kralı Abgaros'a yolladığı kutsal mendil.
2. Kutsal kefen ( Torino kefeni ) mucizesidir. Başta İsa ya ait resimler olmak üzere, birçok ikonası geleneksel olarak elle yapılmamış ilk örnekler olarak kabul edilir.
Vaftiz :
Vaftiz sözcüğü grekçe kökenlidir. ''Suya batırma'',''suya daldırma '' anlamı taşır.
İsa yı Ürdün nehrinde vaftiz etmesiyle başlıyor. Çocuklar günahkar olduğu için vaftiz edilmesi gerekiyor.
Vaftiz teknelerinde üç kez suya batırıp çıkarılıyor. Paklanmak, temizlenmek. Kiliselerin yakınına daha sonra küçük kurnalarda vaftiz ediliyor. Deniz kabuğu vaftizi temsil ediyor. Sekizgen formda yapılıyor vaftizhaneler.
Kantharos : Kiliselerde elleri yıkamak için
Pigi : Zoodokhos, 11 mayıs İstanbul'un kuruluşu, akıl hastaları, birçok hastalığa şifa olduğuna inanılıyor.
Yamuktepe Höyüğü : Kazılarda ele geçen Bizans dönemi kutsal ekmek mühürleri
İsa'nın son akşam yemeğinde işte benim bedenim işte benim kanım, ekmek şarap litürjisi
Eueharistia ( Ökaristi ) : Şükran
Katolikler jeton gibi yassı mayasız ekmek tercih ediyor. ( Mısırdan yahudilerin çıkışı ekmek mayalanmıyor )
Ortodokslar iki ayrı ekmek hamurunun birleşimden oluşan ekmek tercih ediyorlar. Maya kullanıyorlar. Birinci kalite undan mayalı ekmek kullanıyorlar hamur yaş iken mühür basılıyor. Ekmeğin kabarması, yükselmesi insanın göğe yükselmesi. Kökeni çok eskilere dayanan ekmek mühürleme bugünü etkilemiştir. ( Hititlerde ekmek mühürleme )
Protestanlar için her ekmek kutsal. Satılan ekmekleri kullanabiliyorlar.
Şeytan ve Kötü Ruhlar :
Satan baş iblis tasvirlerde kahverengi nefesi çok kötü koktuğu, kırmızı patlak gözleri ile tasvir edilir. Genellikle batıda şeytan tasvirlerinde; büyük, sakallı, baş şeytan olarak tasvir edilir. Ortodokslar da ise şeytan küçük siyah ve gri yüzlercesi tasvir edilir. Roma mitolojisinin satır gibi pan gibi figürlerin etkisi var.
İsa ya şeytan üç kez görünüyor. Tasvirlerde bu şekilde yapılıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





























